Düğün hazırlıkları telaşı sona erdi, biraz da tatlı bir yorgunlukla sevdiğiniz insanla birlikte yaşamak için özenerek döşediğiniz eve yerleştiniz. İşin zor kısmı bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz çünkü her 10 çiftten biri evlendikten sonra büyük bir depresyon yaşıyor.
Çiftler evli olarak yaşamaya başladıktan sonra evlenirken yaşanan mutluluk, ani bir düşüşe geçiyor ve bu durum bazen depresyona sürükleyen bir hal alıyor ki kişilerde kafa karışıklığı, hayal kırıklığı, hatta evliliği sorgulamaya varan sonuçlar doğurabiliyor. Maddi açıdan: Tartışmaların en büyük nedenlerindendir ve kökleri paranın ne için harcanması gerektiği konusuna dayanır. Para bir şeylere ne kadar değer biçtiğimizi ve değer biçilen şeyden ne kadar etkilendiğimizi gösterir ki bu kişiden kişiye değişir. Üstelik çoğu zaman ev kurma aşamasında bütçeyi aşan harcamalar yapılır ve evlilikle birlikte borca girilir. Fiziksel açıdan: Evlilik hazırlıkları boyunca yorulan bünyeler, bağışıklık sisteminin çökmesiyle virüslerin saldırısına uğrar ve hastalanır. Cinsellik: Yeni evlenenenlerin hep harika bir seks hayatı olduğu düşünülür. Halbuki pek çoğu seks için ya fazla meşguldür, ya da cinsel problemlerle uğrasıyor olurlar. Bunların bir alternatifi de seksin sıradanlaşması korkusudur. Yakınlık: İlişkinin ilk zamanlarında yakınlaşmak için harcadığınız çabayı günlük hayatınızın bir parçası haline getirmek önemlidir, bir bağ kurmanın olumlu yanlarını geliştirdikçe evliliğiniz güçlenir. İletişim Farklı düşünce ya da görüşlerinizi paylaşmanız sorunları çabuk bir şekilde çözmenize yardımcı olur, unutmayın insanlar konuşa konuşa... Her ilişkide çözüme ulaşmanın zor olduğu tartışmalar yaşanabilir, önemli olan yapıcı olmaktır. Ev işleri: Bu konuda yapılan tartışmalar kimilerince önemsiz gibi görünse de, altında saygı, sevgi ve adalet gibi nedenler yatar. İletişim kurabilmek burda da faydalı olacaktır. Çok uğraştığınız, çok emek ve sevgi harcadığınız hazırlıklar bitmiş, o muhteşem gün tüm sevdiklerinizin önünde aşık olduğunuz insanla evlenmiş ve tarifi mümkün olmayan duygular yaşamışsınızdır. Ama düğünün ardından kendinizi birden boşlukta hissetmeniz sizi depresyona sürüklememelidir, yaşadığınız duygusal yoğunluk dinmeli ve hayatınıza devam etmelisiniz...
Yeni hayatınıza alışmak Artık tek değil, çiftsiniz... Günlük rutine alışmak zaman alabilir. Evlenmeden önce birlikte yaşamış bile olsanız, eşinizin farklı davrandığını düşünebilir ve hatta bekarlık günlerini çoktan özlemeye başlamış olabilirsiniz. Bazı çiftler daha sonra daha büyük problemlere sebebiyet verebileceğini düşündükleri küçük ayrıntıları kocaman bir çığa dönüştürüp altında ezilebilirler. Evliliğe dair kişiye göre farklı beklentilerin olması bu tür problemlerin daha çok yaşanmasına sebep olur. Eşlerden birinin bol bol çocuk yapıp ailesini büyütmek gibi planları varken diğerinin gözünü kariyer hırsı bürümüş olabilir. Çiftlerin evlilikleri boyunca birbirlerini dinlemeleri, karşıt görüşler söz konusuyken bile ortak paydada buluşmaları ve bütün bunlar için sağlıklı bir iletişim kurmaları gerekir...
Kadınlar depresyonla evleniyor Evlilikte yıllar sonra ortaya çıkan depresyonda ise kadınların %55'i kendini çirkin görmeye başlıyor ve problem ne olursa olsun sorunu kendine yönelik algılıyor. Erkek depresyona girse bile kendini çirkin ve kötü görmüyor. Evliliğin çözülemeyen sorunlar nedeniyle zamanla çiftleri köşeye sıkıştırdığını öne süren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Evlilik Danışma Merkezi'nde görevli Dr. Armağan Samancı, sorunların yaşla birlikte arttığını belirtti. Depresyonun, evliliğin ilk yıllarında 'maskeli' olarak görüldüğünü, çoğu zaman önemsenmediğini dile getiren Samancı, evli kişilerin kendilerine karşı 'depresif', dışarıya karşı ise 'mutlu' göründüklerini açıkladı. Depresyonun zamanla aile içine de yayıldığını söyleyen Samancı, kadınların, iç dünyasında yaşadığı sıkıntıları zamanla günlük yaşantısının bir parçası haline getirdiğini ve bundan çocukların da olumsuz etkilendiğini söylüyor.
İlginçtir ki hep evlenmemiş erkekler ya da evli olmayan babalar araştırılmıştır. Genç adam evlendikten sonra kültürel bir figür olarak kaybolmaktadır. Ancak aslında evli erkekler genç erkek popülasyonunun (25 – 34 yaş) büyük bir kısmını oluşturmaktadır.
Doğum sonrası vücutta oluşan hormonal değişiklikler ve kimi ekonomik - sosyal güçlükler her yedi kadından birinde bazı psikolojik sorunlara sebep oluyor…
Düğün hazırlıkları telaşı sona erdi, biraz da tatlı bir yorgunlukla sevdiğiniz insanla birlikte yaşamak için özenerek döşediğiniz eve yerleştiniz. İşin zor kısmı bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz çünkü her 10 çiftten biri evlendikten sonra büyük bir depresyon yaşıyor.
AFTER YOUR CHILD DIVORCES (Zondervan 1997)’ın yazarı ve A MOTHER’S TOUCH (Zondervan 1997)’un oluşturulmasında payı olan Marjorie Lee Chandler’in makalesi...
Toplumu toplum yapan en önemli kurumlardan biri, belki de ilki “Aile”. Ailenin kurulabilmesi için ise iki kişinin karar vermesi gerekli. Bu noktadan evlilik gerçekten çok önemli ve stratejik bir karar ve iki kişinin, sonrasında çocukları ve eşlerin ailelerinin etkileneceği bir karar; önemli bir değişim süreci de denebilir…
Psikiyatride, Andromeda Kompleksi diye adlandırılan kavram, çok güzel bir mitosa dayanır... Her kadın, bu mitostaki olaylar gibi, hayatındaki bio-psiko-sosyal bağlardan kurtulmaya çalışır. Kadın, kurtarıcısını bekler durur, gökten Pegasus’u ile inecek Perseus’u ya da daha yaygın olarak beyaz atıyla gelecek prensini…
Evlilik ve evlilik terapisi hakkında konuştuğumuz Psikolog Cem Aslıtürk’e göre, eşleşmenin doğası ve yasaları anlaşılamadan evliliğin ve ilişkilerin doğasının anlaşılması mümkün değil…