
Soğuk bir kış ardından güneş nihayet yüzümüze gülümsemeye başladı. Kasvet yerini cıvıl cıvıl bir neşeye bırakacak. Bahar doğada olduğu kadar insanın kendisine de çiçek açtıran bir mevsim. Nisan ayı ile birlikte düğün sezonu da hareketlenmeye başlayacak. Yine onlarca çift aşkın sihrine kapılacak ve sonsuza kadar mutlu olmanın hayali ile birbiri ardına düğün seremonileri başlayacak. Mutluluk, sevda sözleri verilecek, kimi bir ömür boyu sürecek kimide belki birbirlerini anlamaya hiç çalışmadıkları için kocaman bir mutsuzluğa dönüşecek. Evlilik, ilişkiler emek verilmeden ve karşılıklı empati yapılmadan, anlamadan ve anlatmadan , sevmeden sevilmeden devam etmesi mümkün olan bir süreç değil hiçbir zaman. İki aktörü var bu hikayenin Kadın lar ve Erkekler. Erkeklerin dünyasını bilmem ama kadınların dünyasını çok güzel özetlemiş Cemal Süreyya. Henüz yolun başında sevgi ve heyecan doluyken gelin adaylarına tavsiyem bu yazıyı damat adaylarına okutmaları. Belki bir ömür sürecek mutlu bir evliliğin tüm şifrelerini vermiyor olabilir ancak kadın ruhuna gerçekten ayna tutuyor. Sevgiyle kalın….
---
Nurten Bayır
Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.
Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.
kadın susarak gider!
En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
CEMAL SÜREYA
|