Nostaljik Düğünler


Kıbrıs düğünü denince, akla yeme, içme ve göbek atmanın abartılı hali gelir. Bu eskiden beri böyle süre gelmiştir. Ancak değişmeyen adetlerin yanında bir çoğu, mekanları ile birlikte asimilasyona uğramış. Meydanlarının yerini düğün salonları ve pahalı oteller almış, davetliler eskiden masa başında ikram sayesinde yer, içer ve de eğlenirken, şimdiki zamanda barın yanında toplanıp, ellerindeki “fahiş fiyat” biralarla samimi sohbetlere girmeye çalışıyorlar. Bizim düğünümüz bundan 80 yıl öncesine dayanıyor. İki varlıklı ailenin biricik yavruları, dört gün dört gece sürecek düğün sonunda hayatlarını birleştirecekler, hem de ömürlerinin sonuna kadar...

• Osman KALFAOĞLU

Güneşinin gün boyu kavurduğu Lefkoşa, batıdan kopup gelen meltem ile birlikte yavaş yavaş dindiriyor hiddetini. Toz toprak oturmuş, kentteki ışıklar yavaş yavaş yanmaya başlamış. Lefkoşa’daki Kıbrıslı Türkler’in yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri olan Arabahmet, her zamankinden daha bir hareketli. Sabahleyin, akşam ziyafeti için yakılan toprak fırınların içi korla dolup boşalmış, tepsiler, içlerindeki ilik kıvamı etlerle birlikte cızır cızır cızırdıyor. Günlerden Salı. “Sallandığı” için ve başlanan işlerin yarım kalacağı inancıyla ahali, kendini sadece eğlenceye vermiş.  
Gelinimiz Hamide ve damat Derviş. İkisi de yaşadıkları toplum içerisinde varlıklı sayılabilecek ailelerin çocukları. Derviş henüz İngiliz polisine kaydolmuş ve eğitimini tamamlamış. Hamide kızımız ise annesinden yıllar boyu aldığı derslerle “iyi bir eş”in taşıdığı tüm özelliklere sahip olma kıvamına gelmiş. Daha önce birbirlerini adam akıllı tanımamış hatta doğru dürüst görmemiş olan bu iki insanın hayatı, Derviş’in babası Mustafa Beyin “Artık yaşın geldi, biraz daha beklersak tohuma gaçacan.” demesinin akabinde birleşir.
Kızlar örtülü olduğu için gençlerin birbirlerini görüp de evlenmeleri imkansızdı. Bu yüzden görücülükle evlenilinirdi. Oğlan tarafının kadınları, kendi seviyelerinden ailelerin kızlarını görmeye giderlerdi. Görülecek kız tanıdıksa, fazla incelemeye gerek kalmazdı. Eğer tanıdık değilse, görücüye gelenler için kız süslenir, kahveleri ikram ederdi. Eğer fiziksel bir kusurun olup olmadığı merak edilirse kız, ne yapıp edilir hamamda görülürdü. Nefesinin vurup vurmadığını anlamak için kıza çok yakın konuşulurdu. Ancak Hamide kızımız için öyle bir durum söz konusu değildi. Ailesi Baflı olan Hamide’nin babası Mustafa Bey, Kıbrıslı Türkler arasında sevilen ve sayılan bir tüccar olduğu için Derviş’in tarafından kadınlar, gelin evine birkaç gün gidip geldikten sonra – çünkü bir kere istemekle kız verilmezdi... Dünürcülerin eşiği aşındırmaları şarttı - “Allahın emri peygamberin kavli” ile Hamide’yi isterler. Aynı süreç her iki ailenin erkekleri arasında da yaşanır. Ancak kız tarafının kızı çoktan verecekleri hareketlerinden bellidir, ne de olsa Derviş Beyin ailesi de Lefkoşa’nın tanınmış aileleri arasındaydı.
Kız istemenin ardından “büyük dünürcülük”
Büyük dünürcülük için her iki tarafın da yakın akrabaları takmış, takıştırmış ve de büyük güne hazırlanmıştır. Kız evinde toplanan kalabalık, kahvelerini yudumlarken ve neşeli sohbetlere dalmışken, Derviş’in teyzesi Firdevs, Hamide’nin annesine dönerek şu sözleri söyler:

"Uzun uzun gozalar
Yeter oldu sözler
İşde geldig bizler
Ne dersiniz sizler?

Havlınızda vardır padem
Size getirdik oğur gadem
Sizden bir cevahir isderdig
Verecen yoksa ne den?"

Kız, her iki ailenin kadınlarının mutluluk gözyaşları arasında verilir ve ardından nikah hazırlıklarına geçilir. Bu arada, kız ile oğlan ve tarafları birbirlerine, belirli bir usule göre hazırlanmış hediyeler gönderir. Gelin ile damat ise birbirlerine hayatları boyunca kullanacakları eşyalar gönderir. Hediyelerin değiş-tokuş edilmesinin ardından kararlaştırılan bir günde, genelde öğlenden bir iki saat önce, Hamide’nin evine imam efendi ve iki şahit gider. Hamide, üst kattaki odanın birinde entarilerini giymiş, başı örtülü bir vaziyette kafes şeklindeki bir bölümün arkasında beklerken şahitler yanına oturur. Hoca, Hamide’ye üç defa “Nikahını kıyayım mı?” diye sorar. Hamide’nin kafası ise üzüntü, heyecan, korku, merak ve de hafif bir sevincin karmaşıklığı içindedir. Hoca’yı cevaplamayı unutunca, yanına oturan iki şahidin çimdiklerine maruz kalır ve o an “Evet” demesi gerektiğini hatırlar. Cevabını alan hoca ile şahitler, birlikte camiye gidilir ve nikah kıyılır.
Bu arada nikah müjdecisinin gelmesini bekleyen Hamide, odada önceden hazırlanmış bir masanın önünde oturur. Masanın iki yanında uzun kurdeleli mumlar yanar. Masanın üstünde ayna, tuz ve ekmek bulunmaktadır. Masanın üstünde ayrıca, nikah müjdecisi gelinceye kadar Hamide’nin okuması için Kur’an-ı Kerim bulunur. Ancak gelinin okuma yazması olmadığı için, kurduğu yuvanın uğurlu olması dileğiyle Allah’a dua eder. Masaya konan ekmek, kurulacak yuvanın rızkının bol olması; ayna ise kurulacak yuvanın aydınlık olması için; tuz ise ağız tadı için konur. Hamide, gümüş aynayı eline alarak ve de aynanın içine üç defa bakarak üç defa “Ben çirkin, talihim güzel olsun”diye dua eder. Nikahın kıyıldığını haberleyen nikah müjdecisi küçük Salih bağışları toplar, haftanın sona ermesiyle, davet edilen kadınlarla Nikah hamamına gidilir yenir, içilir ve eğlenilir. Kızın ekonomik olarak güçlü olması için nikah kıyıldığında para verilir. Tamamıyle Hamide’nin olan paranın bir bölümü düğün öncesi için, diğeri de boşanma halinde nafaka ile birlikte verilmek üzere alınır. Bununla birlikte tüm akrabalar ve dostlar, yeni kurulacak yuvanın sağlam olması için maddi yardımlarını esirgemezler.

Düğün hazırlıkları ve gelin hamamı
Pazartesi sabahı düğün hazırlıkları başlar. Hamide’nin teyzesi Nihal Hanım yorganları kaplamaya başlar, diğer kadınlar da yardıma gelirler. Yorganlar kaplandıktan sonra yatakların doldurulmasına geçilir. Yatak doldurulunca üzerine beyaz çarşaf serilir onun üstüne al bir örtü. Hazır olanlar, yatak ve yorganları gümüşlerler. Ailenin ilk çocuğunun erkek olması temennisiyle bir erkek çocuk yatağın üzerinde tekerlenir. Hanımlar hazırlıklarını yaparken, bir taraftan yemekler pişirilir, düğün için tutulan çalgıcılar da harıl harıl uğraşan hanımları eğlendirmek için türlü türlü nağmeler inletirlerdi.  Salı günü “Salı günü başlanan iş sallanır, tamamlanamaz” düşüncesiyle hiç bir iş yapılmaz sadece yenir, içilir ve eğlenilir. Çarşamba günü kızın eşyaları çalgıcılar eşliğinde develer ile evine taşınır, geçilen yerlerdeki halka tütsü dağıtılır, bu esnada yemekler pişirilir ve yenir. Aynı gün, yemekten sonra gelin hamamı yer alır. Gelin, hamama süslü atlar ve arabalar eşliğinde götürülür, hamamda çalgılarla karşılanır, yüksek kafes gibi bir yere oturtulur. Hamamdaki yarı çıplak tellaklar ile önceden tutulmuş rakkasiyeler müzikle birlikte oynar, hamamdakileri eğlendirirler. Gelin çalgıcılar eşliğinde havuzun etrafında yedi kez döndürüldükten sonra havuzda yıkanır ve giydirilerek akrabalarla birlikte evine gönderilir. Kına gecesi için hazırlıklar başlar.

Kına gecesi

Çarşamba gününün gecesi hanımlar kızın evinde, erkekler ise ayrı yerlerde toplanır. Saat 10’a kadar misafirler çalgılar eşliğinde eğlenir, 10’da elmas taç ve çeşitli mücevherlerle süslenmiş gelin salona getirilir ve yüksek bir yere oturtulur. Kızımızın kalbi, uzun sürecek gecenin heyecanıyla küt küt atıyordur.  Saat 11’e doğru, başka bir yerde yiyip içen ve eğlenen erkeklerle birlikte oğlanın kınası davul zurna eşliğinde gelinin evine getirilir. Erkek sağdıçları taşıdığı kınayı yenge içeri götürür, kına gümüşlenir ve iade edilir. Toplanan para sağdıçlarındır. Saat ikiye doğru kızın kınası çalgılar eşliğinde ortaya çıkarılır, gümüşlenen kınadan elde edilen paralar yenge kadının olur. Kınalar gümüşlendikten sonra Hamide, sağdıçları ve çalgıcılar eşliğinde bahçede dolaşmaya çıkarılır. Biraz üzgün ve de süzgün olan gelini eğlendirmek için herkes oynuyordur. Gelin sağdıçlarının elinde kilden yapılmış bir testi, başı kırmızı bir örtüyle örtülür ve oynanırken elden ele dolaştırılır. Uğur getirmesi için de en sonunda testi yere atılarak kırılır. Eğlenceler şafak sökünceye kadar devam eder. Sabah şafak sökerken yorgunluktan bitap düşmüş Hamide kızımızın elleri ve ayakları kınalanır, bu esnada çalgıcıların okudukları şarkıların sözleri, geline baba evinden ayrılacağını hatırlattığı için Hamide’nin yanaklarından yaşlar süzülmeye başlar.

Büyük buluşma

Perşembe günü gelin öğleye doğru uyandırılır, itinayla süslenir püslenir, tellenir pullanır ve başına takacağı elmas taç hazırlanır. Gelinliği giyen Hamide, kendi akrabalarından olan misafirlerin bulunduğu salona kuşatma için getirilir. Bu arada çalgıcılar çalıp söyler. İlk önce baba elindeki kuşağı kızın beline üç defa bağlayıp çözdükten sonra kıza mücevher takar. Bunu anne, kardeşler ve diğer akrabalar takip eder. Kuşatmaya oğlan tarafı katılmaz. Daha sonra gelin süslü bir arabanın içinde yeni evine doğru yola çıkar. Damat gelini kapıda karşılar, önceden hazırlanan yere oturtur ve oradan ayrılır. Yatsı namazının ardından, önde imamlar, arkada damat, sağdıçlar ve halk, meşalelerle birlikte damadı kapıya kadar getirir, orda dua edildikten sonra damat yumruklanarak içeri sokulur ve halk dağılır. Hamide Derviş’i ayakta karşılar, oğlan ise Allah rızası için iki rekat namaz kılar. Namazdan sonra yenge kadın damatla gelini el ele verir, odadan, içi yemek dolu tepsiyi bıraktıktan sonra ayrılır. Damat, eşini ilk kez namazdan sonra görür. Tepsideki yemeği de birlikte yerler. Yemek genelde pişmiş güvercin etidir. Bunun sebebi de kurulacak yuvanın muhabbetli olması dileğidir. Oğlan, gelini eliyle yedirir, gelin de oğlanın yemesine yardımcı oldurdu. Zifaf Gecesi oğlan geline değerli bir mücevher hediye eder.


Zifaf gecesinin ertesi günü Paça günüdür;
bu günde oğlanın anne ve babası ve diğer akrabaları gelini kuşatırlar. Öğle yemeği birlikte yenilir. Bu gün, yenge kadın yatağa serilen beyaz çarşafı gösterir ve bahşiş toplardı. Paça gününden sonra düğün bitmiş olurdu. Bunu takip eden hafta boyunca, gelin çeşitli renkteki gelinliklerini giyerek misafirleri kabul ederdi. Son gün siyah gelinlik giyilirdi.

NOT: Bu hikayedeki bilgilerin tümü, Mahmut İslamoğlu’nun “Kıbrıs Türk Folkoru” isimli kitabından alınmıştır.


 


Alışverişinizi nereden yapacağınızı bilmiyor musunuz ?
Şehire Göre Arama :
Kelime İle Arama:
Not : Arama sonuçlarında sadece sistemimize kayıtlı olan marka ve adresleri görebilirsiniz. Siz de evlilik alışverişinin ilk tercih edilen adresleri arasında yerinizi almak için TIKLAYINIZ...

Kullanıcı Girişi
Kayıt Ol / Şifremi Unuttum
2009 Gelinlik Albümü

Copyright © Madyo.Net Web & Grafik Tasarım Hizmetleri